30 Mayıs 2013 Perşembe
26 Mayıs 2013 Pazar
Telefon avucunuzun içinde!

Tokyo Üniversitesi'nden araştırmacılar, telefonu avuç içinize koyan bir sistem üzerinde çalışıyor. Bu akıllı telefonlar, herhangi bir donanıma ihtiyaç duymadan avuç içinde çalışabiliyor. Yüksek hızlı görüş kabiliyeti olan kameralar ve dönebilen iki aynanın kombinasyonu ile çalışan akıllı telefonlar üretmek için çalışan Masatoshi Ishikawa ve ekibi, ekran veya klavyeyeyi avucun içine veya dilediğiniz başka bir yüzeye yansıtan bir yöntem bulduklarını söyledi. Bu sistem, iş yerinizden ya da ofisinizden kontrol edilebilecek. Ishikawa, konuyla ilgili demecinde ürettikleri sistemle ilgili ayrıntılara değindi. Sistem, hareket eden üç boyutlu nesneleri iki milisaniyede bir algılıyor. Yüksek hızlı görüş kabiliyetine sahip program ile hareket eden nesneler izlenebiliyor. Ishikawa tarafından geliştirilen sistemde ultrasonik ışın dalgaları vericisi bulunuyor. Avcunuzun içine ışın dalgaları gönderen bu verici, elinize 3 gram ile 2.83 gram arasında bir baskı yapıyor. Ishikawa'nın bu teknolojisine bulduğu slogan ise, "Klavyeye, akıllı telefon taşımaya veya bilgisayarlara artık ihtiyaç duymayacaksınız." şeklinde. Bu teknoloji, geçtiğimiz yıl vizyona giren Total Recall (Gerçeğe Çağrı) filmini akıllara getirdi. Filmdeki karakterler, derinin altına monte edilmiş telefonlar kullanıyor. Araştırmacılar, bu teknolojiyi birkaç yıl içinde tamamlayarak gerçeğe dönüştürmenin hayallerini kuruyor.
25 Mayıs 2013 Cumartesi
Elle tutulmaz, gözle görülmez bir film

İnsan gözü ile gerçek boyutunda seyretmenin mümkün olmadığı, dünyanın en küçük kısa filmi çekildi.
Film, -268 derece sıcaklıkta, atom parçacıklarından oluşan kümeler kullanılarak hazırlandı.
IBM şirketinin stop-motion tekniğiyle çektiği 90 saniyelik filmin boyutu 45’e 25 nanometre yani izleyebilmek için boyutunu milyonlarca kat büyütmek gerekiyor.
Hareketi tespit eden akıllı zemin

Almanya’nın Potsdam kentinde Hasso-Plattner Enstitüsü uzmanları, geleceğin akıllı evleri için etkileşimli bir akıllı zemin tasarladı. Kütlelerin yere uyguladığı basınca karşı duyarlı ve yüksek çözünürlüklü olarak geliştirilen “Yer Çekimi Alanı” adlı zemin, insanların ve objelerin hareketlerinin izini takip ediyor.Enstitü araştırmacılarından Dominik Schmidt, etkileşimli zemin uygulamasının nasıl işlediğini anlatıyor: “Yüksek çözünürlüklü ve yüzeye uygulanan baskıyı algılayan Yer Çekimi Alanı, ayak izleri örneğinde olduğu gibi, tabanla yapılan teması tespit ediyor. Aynı şekilde kimin zemin üstünde ayakta durduğunu, oturduğunu ya da mobilyaları algılıyor. Kısacası odada neler olup bittiğini basınç sayesinde tespit ediyor.”Zeminde düz bir ekranda denenen uygulama, kişisel ayak izlerini tanıyarak birer kopyalarını oluşturuyor ve kişilerini hareketini önden takip edebiliyor. Araştırmacıların şimdilik 8 metrekarelik bir alanda prototipini geliştirdiği sistemin farklı kullanım alanlarının olması planlanıyor. Futbol oyunu örneğinde olduğu gibi hareketin yönü ve şeklini tespit etmekte başarılı olan sistemin çeşitli etkileşimli oyunların yanı sıra evlerde güvenlik sistemlerine de uyarlanabileceği öngörüldü.
Sabit disklere yeni dönem

Fiziksel olarak daha
Uzun süredir, mevcut sürücülerde bulunanlardan daha ufak mıknatıslar geliştirmekte kullanılabileceği düşünülen malzemelerden birisi de demir-platin alaşımı. Bugüne kadar alaşımı elde etmekte kullanılan
Bu
Sineklerden esinlenip panoramik göz yaptılar

Meyve sineğinden esinlenilerek, panoramik görüş sağlayan yapay "petek göz" geliştirildi.
Avrupalı bilim adamları, sinekler ve benzer hayvanların farklı yönlerdeki hızlı hareketleri aynı anda "yakalama" özelliğini ilk kez yapay göze aktarmayı başardı.
PNAS dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, meyve sineklerinin gözünü örnek alarak geliştirilen, "CurVACE" adı verilen prototipin bükülme olmadan, çevredeki farklı ışık yoğunluklarına uyum sağlayabilen, yüksek çözünürlüğe sahip panoromik bir görüş sağladığını vurguladı.
Yapay gözün, hızın son derece önemli olduğu durumlarda, örneğin karada ya da havada çarpışmaların engellenmesi için, 3 boyutlu tespit sistemlerinde kullanılabileceği belirtildi.
Araştırmacılar, 360 derecelik görüş elde etmek açısından 2 yapay gözün sırt sırta yerleştirilmesinin yeterli olduğunu ifade etti.
24 Mayıs 2013 Cuma
UÇAN TREN

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Fizik Bölümü tarafından geliştirilen proje ile trenin havada kalması sağlanıyor.
RAYLARIN 2 CM ÜZERİNDEN 586 KM HIZ
KTÜ Fizik Bölümü Süperiletkenlik Araştırma Grubu tarafından 4 yıldır üzerinde çalışılan ve sonuç veren proje TÜBİTAK'a sunuldu. TÜBİTAK tarafından kabul edilen ve saatte 586 kilometre hıza ulaşması planlanan projede, rayların üstüne konulan cisim süper iletkenler sayesinde yerden 2 cm yukarıda duruyor.

GÖRÜNMEZ FARE
Bilgisayar kullanımını yeni bir boyuta taşıyan ve kullanıcıların işini bir hayli kolaylaştıran fareler, her ne kadar farklı sürümlere de sahip olsa, temelde aynı işlevi yerine getiriyor. Ancak MIT Medya Laboratuvarı'nın geliştirdiği yeni bir teknoloji ile fareler artık görünmez olacak ve kullanıcılar sadece ellerini masaya koyarak bilgisayarlarını kullanabilecek.
KENDİNİ ONARABİLEN PLASTİK MALZEME!
Türk
sanayinde devrim niteliğinde
Hacettepe
Hacettepe
Henüz
Karabulut, ''Bu alanlarda meydana gelen
23 Mayıs 2013 Perşembe
NANOTEKNOLOJİ
1974 yılında Tokyo

Natoteknolojinin bir yönü de
Nanoteknolojinin yüksek potansiyeli Kuantum fiziğinin kanunları sayesinde açığa çıkmakdatır. Bu aşamada ve nano ölçülerde kuantum fizik
Nanoteknoloji nerelerde kullanılır ?
Nanoteknoloji yavaş yavaş hayatımıza girmektedir. Şu an nanoteknolojinin 3. devresinindeyiz, 2020 yılı itibari ile de 4. nesil nanoteknolojik ürünlerin çıkması bekleniyor. ABD'de de bulunan Project On Emerging Nanotechnologies adlı kurumun internette yayınladığı listede Ocak 2009 itibari ile 803 nanoteknolojik ürün bulunmaktadır. Listede sağlık, tekstil, elektronik, otomotiv, gıda ürünlerinden örnekler bulunmaktadır. Günümüzdeki nanoürünlerin çoğu varolan bir malzemeye nanoyapılarla suyu itme, güzel koku salma gibi ek özellikler eklenmiş halidir.Gelecekte nano karbon tüpler kullanılarak uzaya ve gezegenlere çıkılması söz konusudur.
Meyveyle çalışan saat
Bir saat olmanın yanı sıra takvim özellikleri de barındıran Fruit Clock, mikro elektronik teknolojisini meyvelerin doğal elektrik potansiyeliyle birleştirerek çalışıyor.
Basitliği teknoloji ve doğal enerji kaynaklarıyla birleştiren Fruit Clock isimli dijital saat, tipik bir fen dersindeki amatör deneyden fırlamış görünümü ve çalışma prensibiyle dikkatleri çekiyor. Temelde tüm modern pillerin çalışma yöntemiyle işleyen Fruit Clock; portakal, limon, elma ve muz gibi elektrik enerjisi sağlayan kimyasallara sahip pek çok meyve ve sebzeyi enerji kaynağı olarak kullanabiliyor. Çevre dostu ürün, dijital bir saat olmanın yanı takvim özellikleri de barındırıyor ve hiçbir sağlık tehdidi içermiyor.
20 Mayıs 2013 Pazartesi
ŞİŞİRİLEBİLEN HOPARLÖRLÜ KOLTUK

Hem müzik dinleyip hem de rahat bir koltukta oturmak isterseniz bu koltuk tam
size göre. İstenildiğinde şişirilip üstüne oturabilir, istenildiğinde indirip kenara
koyabilirsiniz. Koltuğun üst kısmına monte edilmiş hoparlörler tam iki kulağa
göre ergonomik olarak tasarlanmış. Dilediğinizde ipod ya da mp3 çalarınıza
takabilirsiniz.
Ağlayan Robot
Bir robotun acı çekebileceği hiç aklınıza gelmiş miydi? işte bu robot yalnızca bir insanın yaşayabileceği şeyleri bile yaşayabiliyor. Ağlıyor, kan kaybediyor ve hatta kalp krizi bile geçirebiliyor. Acıdan sarsıldığı bile oluyor.
İnsan vücudunda karşılaşılan sorunlarla boğuşan robotun yapılmasındaki asıl amaç, tıp ve öğrencilerine yardımcı olmak. SimMan 3G adlı robobotun amacı hiçbir insana acı vermeden en gerçekçi tıbbi acil durumları gösterebilmek.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






